GÜNDEM Haber Girişi : 17 Haziran 2019 16:46

FOX Tüm Türkiyede birinci oldu.

FOX Tüm Türkiyede birinci oldu.
FOX Haber Genel Yayın Yönetmeni Ardahanlı Gazeteci Doğan Şentürk, meslekte 32 yılı devirdi. Medyanın büyük bir çöküş yaşadığı bir dönemde, işini layıkıyla yapmaya çalışırken hedef gösteriliyor, tehdit ediliyor.

Şentürk, İmamoğlu - Yıldırım yayını için İsmail Küçükkaya'nın seçilmesini şöyle yorumluyor: "FOX Haber'in bağımsız ve özgür yayıncılığının göstergesidir bu. Görüyoruz ki gücümüz özgürlüğümüzde..."

Doğan Şentürk, "Şimdi herkesin yandaş olduğu bir yerde objektif, tarafsız, özgür, bağımsız yayıncılık yaparsanız muhalif gibi algılanıyorsunuz" diyor.

- İmamoğlu- Yıldırım karşılaşmasında FOX’un seçilmesini sorayım önce.

Gururluyuz. Türkiye’de iki rakip adayın aynı ekranda buluşmasını genç kuşaklarımız bilmiyor. Bırakın ana karakterlerin bir araya gelmesini, milletvekilleri bile aynı ekranı paylaşmaktan imtina ediyorlar. Ve tahammül sınırlarını aşan, işi biraz hakarete götüren tartışmalar oluyordu. İlk kez atılan bu adımda İsmail Küçükkaya’nın seçilmesi FOX Haber’in bağımsız ve özgür yayıncılığının göstergesidir. Herkes talip oldu bu yayına... Evet, Hepsi birbirinden değerli gazeteci arkadaşlarımız. Şunu gördük ki ana muhalefet ve iktidar, etkili bir mecranın yüzüyle yapmak istedi bu yayını. Ufuk Güldemir, “Gücü özgürlüğünde ve etkisinde” derdi. Şimdi görüyoruz ki gücümüz özgürlüğümüzde ve etkimizde. Hem sayın Yıldırım hem sayın İmamoğlu güçlü ve etkili bir kişiyle bu işi yapmak istedi. Türkiye’de hem Fatih Portakal, hem İsmail Küçükkaya, güçleri etkisinde olan iki anchorman, ben de işin başındaki insan olarak haklı bir övünç içindeyim.

- Bekliyor muydunuz bu sonucu?

Biz FOX olarak hiçbir zaman ekranın dışında adayları arayarak ya da dolaylı yollardan bizi tercih edin diye mesaj göndermedik. Bunu yapanlar var biliyorum. İsimleri açıklamayacağım. Hem sayın İmamoğlu’na hem sayın Yıldırım’a aracılar kanalıyla, bu işi biz yapalım diyen isimler olduğunu biliyorum. Bizzat kendileri de arayarak söyleyenlerin olduğunu isim isim biliyorum. Biz ekrandan çağrı yaptık. Uğur abi duayenimiz. Didem (Arslan Yılmaz) de bu işi layıkıyla yapabilecek bir isim. Gazetecilik ve televizyon tecrübem şunu söylüyordu; Yıldırım ve İmamoğlu, mutlaka çok izlenen bir isimle çıkmak isteyeceklerdi.

GAZETECİ TETİKÇİ DEĞİLDİR

- FOX tercih edildi. Peki ne olacak diğer medyanın hali?

Türkiye’nin pek çok kurum ve kuruluşunda ciddi bir erozyon yaşanıyor. Yargı, eğitim, güvenlik, dış politika... Buralarda ciddi repütasyon kaybı var. Medya da içinde. Gazeteci olarak diyoruz ki yargıya güven bir düşüş yaşıyor... Kendi sektörümüzü vermiyoruz. “Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler” diye bir söz vardır. Medyada da büyük bir çöküş var. Aslında iki belediye başkan adayının karşı karşıya gelmesinde bir gazeteci aranıyor. Soru soracak, adaletli davranacak. Aslında olması gerekeni yapacak. Bu erdemlilik değil, bir vasıf değil. Bu olması gerekendir. Gazeteci tarafsızdır, eşittir, vicdanlıdır. Gazetecinin toplumun vicdanından damıtılmış bir kanaati vardır. Vicdanının sesini dinler. Damıtılmış bir vicdanın sözcüsüdür gazeteci.

HERKESİN YANDAŞ OLDUĞU BİR YERDE...

- Ama şimdi bu tanıma uygun gazeteci mumla aranıyor...

Gazeteciliğin tanımı net. Ggazeteci için “çok dürüst gazetecidir” deniyor. Gazeteci zaten dürüst ve bağımsız olmak zorundadır. “Çok objektif bir gazetecidir” deniyor. Gazeteci zaten objektif olmak zorundadır. İtibar linci yapmaz. Tetikçi değildir, o gazetecidir. Tetikçilik başka bir şeydir, gazetecilik başka bir şeydir. Olması gereken nitelikler sanki büyük üstün bir vasıfmış gibi davranılınca ortaya böyle bir şey çıkıyor. İki aday yarışacak, ortada bir elin beş parmağını geçmeyen isimler dışında isim zikredilmiyor. Benim çocukluğumda TRT’de açık oturumlar vardı. Rahmetli Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Turgut Özal katılırdı. Yalçın Doğan, Teoman Erel, Güneri Civaoğlu, Muammer Yaşar Bostancı, Yavuz Donat, Rauf Tamer... Ne kadar çok insan sayabiliyorum her gazeteden. Neden karşı mahallenin de itiraz etmeyeceği bir isim İsmail Küçükkaya veya Fatih Portakal? Neden Uğur Dündar, Didem Arslan Yılmaz, İsmail Küçükkaya gibi isimleri zikrediliyor? Bu isimlerde Yıldırım ve İmamoğlu uzlaşıyor? Bunu sorgulamak lazım. Şimdi herkesin yandaş olduğu bir yerde objektif, tarafsız, özgür, bağımsız yayıncılık yaparsanız muhalif gibi algılanıyorsunuz.

- Aslında sadece işinizi yapıyorsunuz...

Evet ama biz de tarafız. Hep söylüyorum. FOX Haber’in genel yayın yönetmeni olarak toplumdan tarafız. Atatürk değerinden, Cumhuriyet’ten, laiklikten yanayız. Bu ülkenin değerlerinden, bayrağından yanayız. Bu ülkenin geçmişinden, geleceğinden yanayız. Ana muhalefet partisi de, iktidar partisi de bize eşit mesafede. İmamoğlu yanlış yapıyorsa ekrandan bangır bangır eleştiriyoruz. Yıldırım’ı da... Buradan memnun ayrılmasalardı, burada gerçekten bir gazetecilik atölyesi olduğuna inanmasalardı bizi seçmezlerdi.

- Binali Yıldırım’ın da yandaş medyaya güvenmediği iyice ortaya çıktı.

Kilit nokta neresi biliyor musunuz? 31 Mart gecesi stüdyodaydım. Sabaha kadar yayın yaptık. Bütün liderlerin açıklamalarını yayınladık. Cumhurbaşkanı’nın Ankara’daki balkon konuşmasında çok önemli bir sözü vardı. “Gönüllere girememişiz” dedi. Neden? Sayın Cumhurbaşkanı bu sözü söyledikten sonra o röportaj yaptığı gazeteleri, televizyonları, radyoları, internet sitelerini sorgulamadı mı sanıyorsunuz? Neden halkın gönlüne giremedik? diye sordu. Demek ki o röportaj verdiği gazeteler, televizyonlar kendisini halkın gönlüne sokacak kadar etkili değiller. Etkisizler. İnandırıcı da değiller. Repütasyon problemleri olmasa Cumhurbaşkanı bunu söylemezdi.

CUMHURBAŞKANI NE DEMEK İSTEDİ?

- Sorun nerede tam olarak? Bir kez daha yinelemekte fayda var.

Siz bir şeyi olduğu objektif kalıplarından çıkarıp zahiri bir görüntü vermeye, tetikçilik yapmaya kalkarsanız ya da gazeteciliğin sınırlarından çıkıp çamur atmaya itibar lincine kalkarsanız siz savunduğunuz fikre lidere ideolojiye zarar verirsiniz. Sayın Cumhurbaşkanı da bunu biliyor, görüyor. Kurmayları da görüyor. FOX ekranında Fatih Portakal, İsmail Küçükkaya, Gülbin Tosun, İlker Karagöz her partiye eşit mesafede duruyor. Ben 13 yıldır FOX Haber’in genel yayın yönetmenliği görevini üstleniyorum. Partilerin genel merkezine işimin dışında uğramamışımdır. Hiçbir belediye başkanıyla gazetecilik faaliyetimin dışına çıkmamışımdır. Bunu görmüyorlar mı? 13 yıldır bunları kritik yapmıyorlar mı?

- Bu saatten sonra yaparlar belki...

Önce yabancı sermaye dediler. Daha dün S-400 F-35 krizi oldu. Suriye’de ABD Türkiye’den ödün istiyor. Biz haberde, “bu kabul edilemez‘ dedik. Herkes dünkü (Salı günü) ana haber bültenini izleyebilir, Milliyetçilik nedir, duruş nedir, omurga nedir görebilirler.

Şentürk: Kötü geldiğinde yapacak bir şey yok. Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Abdi İpekçi ne yapabildi? Önemli olan korkular sizi esir almasın, doğru işler yaptığınıza inanın.

- Ya sizlere yönelik tehditler. Korkuyor musunuz?

Elbette korkuyoruz. Fakat korkularımızın bizi esir almasına izin vermiyoruz. Her canlı korkar. Korkular sizi prensiplerinizi görüşlerinizi kişiliğinizi, omurganızı şerefinizi ve haysiyetinizi rehin alıyorsa o zaman siz insan değilsinizdir, ya da o işi yapmayın. Biz korkularımızın ne beynimizi ne irademizi ne duygularımızı ne mesleğimizi ne şerefimizi esir almasına izin vermiyoruz. Sonuna kadar bunu uygulayacağız. Hem ben, hem Fatih Portakal, hem de İsmail Küçakkaya adına söylüyorum bunu.

- Fatih Portakal özellikle hedef seçiliyor...

32 yıllık gazetecilik geçmişi olan biriyim. Bir anchormani kendi karakteri ve çizgisiyle ekranda özgür bırakmanın ödüllerini alıyorum. Fatih Portakal da, İsmail Küçükkaya da temelden başlamış mesleğe, tırnaklarıyla bir yere gelmiş iki isim. Onların gazetecilik namuslarına, vizyonlarına imzamı atarım, attım da. Ekranda serbest kalmaları özgür medya açısından Türkiye'nin nefes alması, daralmış oksijensiz kalmış haber alma hakkı ve demokrasi açısından son derece mühim. Bizim için reyting ne kadar önemliyse, etik değerler de o kadar önemlidir. 2007’de bu işe başladığımızdan beri dilimizi çok iyi kullandık. Kendi evimde çocuklarıma yediremeyeceğim bir yemeği başkasına pişirmem. Burada önce babayız, eşiz, evladız, amcayız, dayıyız, önce kardeşiz, abiyiz. Bülteni izleyip eve gidince kafamı yastığa koyarım yanlış bir şey yaptım mı diye vicdanımı sorgularım.

- Sevilen bir genel yayın yönetmenisiniz. Neden?

Sert zamanlarım da oluyor. Birincisi hiyerarşiyi bozmam negatif anlamda. Pozitif anlamda bütün ekip arkadaşlarımla bir abi gibi ilgilenirim. İkincisi kişilik haklarına özen gösteririm. İnsanların gururlarını incitmem. Olayı şahsileştirmeden çözmeye çalışırım. Bence bir yönetici gerektiğinde sert gerektiğinde yumuşak olmalı ama kin tutmamalı. İşe dair yaşadığım şeyi bir gün sonraya taşıyorsam iyi bir yönetici değilimdir. Her gün yeni bir dünya kurarım. Kinle nefretle değil, kucaklayarak. Ve takım oyuncusu olmam lazım. Haber masasında çaylak bir muhabir, sizden daha yaratıcı bir fikir ortaya atabilir.

- Gözünüz gençlerde yani...

Elbette. Buranın en yaşlısı benim. Gençlere güvenmek lazım. Türkiye’de siyasal partilerin de gençlere güvenmesi lazım.

- Sahada muhabirlerinize yönelik sözlü sataşmalar oluyor, iktidar mensuplarınca... Üzülüyor musunuz?

Ben hep arkadaşlarıma şunu söylüyorum. Bu sizin şeref payenizdir. En şerefli şekilde dolaşın. Sahada herkesin ortasında refüze edilen arkadaşlarımız en yüksek ödülleri aldılar. Bizim kriterimiz izleyici. Biz bu yola çıkarken arkadaşlarıma bir şey söyledim. Global medya kanallarında gördüğüm televizyon işi doğallıktı. Ne kadar doğal olursan o kadar kazanırsın. Biz seyirciyi star, starımızı sıradan yapacağız dedik. O yüzden Fatih Portakal, İsmail Küçükkaya seyirciyi star yapmıştır, kendileri sıradandır. Biz bunu başardık.. Sayın Erdoğan da biliyor, Fatih’in ajandasında gizli bir şey yok, Fatih gazetecilik yapıyor. İyiye iyi, kötüye kötü, doğruya doğru, yanlışa yanlış diyen bir adam. Prensipleriyle yaşar. İsmail Küçükkaya da aynı şekilde.

UĞUR MUMCU, ÇETİN EMEÇ ÖRNEĞİ...

- Sizi yormuyor mu bütün bu hedef göstermeler?

Gömüyoruz içimize. Mesleğimizi seviyoruz. Bu işin gereği diyoruz. İşle yaşadığımızdan, Türkiye o kadar bereketli bir haber coğrafyası ki dün yaptığımızı unutuyoruz, bugün yeni bir şey çıkıyor. İşe daldığınızda bunları kafaya takacak zaman bile bulamıyorsunuz. Bazen annemi arayamıyorum. İki gün üç gün aramadığımda annem “bir annen olduğunu hatırladın nihayet” der. Bir annemizin olduğunu hatırlamadığımız dönemlerden geçiyoruz.

- Suç duyurularında bulundunuz... Sonuç ne oldu?

Her türlü yargı haklarımızı kullanıyoruz. Pek çok mahkemede de kazanıyoruz. RTÜK cezaları konusunda da dikkat ediyoruz. Allah kötüyü vermesin. Kötü geldiğinde yapacak bir şey yok. Kaderinizde varsa ne yaparsanız yapın. Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Abdi İpekçi ne yapabildi? Önemli olan korkular sizi esir almasın, doğru işler yaptığınıza inanın.

AA TARİHE KARA LEKE OLARAK GEÇTİ

- Son seçim gecesi yayını bırakmadınız ve yurttaşlardan tam puan aldınız...

Özgür basın, vicdanlı gazeteci tavrı koyduk. İyi ki de koymuşuz. AA’ya her ay para veriyoruz. Beşiktaş’ta veri akışını yüzde 75’te durduruyorsun. Oradan kime oyun çıkacağını benim 11 yaşındaki çocuklarım bile bilir. Niye durduruyorsun?

- Bu seçimde nasıl bir gece bekler bizi? Benzer bir skandalı yaşar mıyız?

Ekranda olacağız, konuklarımız olacak. Türkiye’ye yakışır bir yayıncılık yapacağız. Eşit mesafede, bağımsız bir yayıncılık yapacağız. Kim yaparsa kendine yapar. AA 31’inde yaptığı eylemle sınıfta kaldı. Tarihe de kara lekeyle yazıldı. Bunu silemezler. 30 yıl sonra da 50 yıl sonra da bu konuşulacak.

- Siz beklemiyorsunuz ama bir skandal daha değil mi?

Yaparlarsa yanlış yaparlar. Top mermisi bile iki kere aynı yere düşmüyor. Biz doğru duracağız, bir milim sağa bir milim sola sapmayacağızher zamanki gibi.

İSMAİL KÜÇÜKKAYA: İŞİM KAHRAMANLIK DEĞİL

 

İsmail Küçükkaya: Yapamazsam beni kınarsınız. Ben her gün sınava çıktım. Bir canlı yayında hem mesleğine ihanet edeceksin, hem kendine. Böyle bir lüksün yok.


FOX TV'nin anchormani İsmail Küçükkaya, bu akşam tarihi bir yayına çıkacak. İmamoğlu- Yıldırım karşılaşmasını yönetecek. İsmi açıklandığından bu yana çok şey söylendi. Risk alıyorsun diyenlere, "Bence risk yok" diye karşılık verdi. Küçükkaya ile bu geceyi konuştuk. Yayını adil ve tarafsız bir hakem gibi yöneteceğini söylüyor.

-İsminiz açıklandığından beri çok şey söylendi. Şu an ne hissediyorsunuz?

Ben mutluyum. İşimle ilgili bir olayla gündeme geldiğim için mutluyum. Bir gururum var. Çünkü iki partinin mutabakatıyla seçilmiş bir isimim. Bu güven anlamında önemli. Kendim adına, mesleğim adına, altı yıldır çalışmaktan gurur duyduğum kanalım adına, mesai arkadaşlarım adına, çok mutluyum ve gururluyum. Ülkem adına sorumluluğumun da farkındayım. Çok ağır bir yük ama en ufak bir tereddütüm yok. Şimdi olsa yaparım yayını. Henüz hiçbir soru hazır değil. Bu söyleşiyi yaptığımız gün Çarşamba öğle saatleri ama bana deseler ki biraz sonra yayın yapacaksın,yapabilirim. Öyle hissediyorum.

RİSK YOK

-Yayına bu duyguyla mı gideceksiniz?

Normalde, yayınlarımda hiç yazılı soru üzerinde çalışmıyorum. Önceden hiçbir hazırlığım yoktur benim. Zaten siyasi bir gazeteci olduğum için kim gelirse gelsin, ona doğaçlama merak ettiğim soruları sorarım. 1992’den bu yana aralıksız içinde olduğum bir meslek. Her kademesinden geçtiğim bir iş, aşık olduğum bir iş, tutkuyla yaptığım bir iş. İşimin özü de soru sormak. Bazen şaşırıyorum. Meslek büyüklerim; “Aman, büyük bir yük, sorumluluk ve risk bu” diyorlar.

- Niye bunlar söylendi sizce?

Bilemiyorum. Ben öyle bir risk görmüyorum. Tabii ki Türkiye’nin kutuplaşmasının nereye geldiğinin ve bu seçimin ne kadar yaşamsal olduğunun farkındayım. Tekrar seçim olduğunun, 17 yıl aradan sonra beraber bir oturumun yapıldığının farkındayım. Ama herhangi bir risk yok. İşin tanımı şu: İki aday televizyonda yarışacaklar. Bir gazeteci soru soracak, Türkiye izleyecek. Bir hafta sonra da seçime gideceğiz. İş tanımı buysa beni endişelendiren hiçbir şey yok.

YAYINDA İYİ OLAN SEÇİMİ KAZANIR

- Seçim sonucuna etki edecek bir yayın olacak...

Kesin eder ama seçimin kaderini ben etkilemeyeceğim. Kimin kazanacağını ben belirlemeyeceğim ama bizim yayınımızdan seçimin kazananı çıkacak. İnancım bu. Tam olarak adil bir yayın yapacağım. Adaylardan hangisi iyi ise, hangisi ikna edici ise, hangisi sakinse, hangisi daha çok hak ediyorsa bence seçimi o kazanacak.

- Adaylar nasıl gelir sizce? Karşı karşıya olacaklar o samimiyeti yansıtabilirler mi? Gecenin havası nasıl olur?

İki adayla da çok yayın yaptım. Tarihe geçeceklerini biliyorlar. Daha sakin ve ikna edici olan, durumu en iyi şekilde yöneten bence önde çıkacaktır. Stresli bir yayın. Sınava girerkenki gibi. Öğrencisin, panik yapmamalısın, kaygılanmamalısın, telaş içinde olmamalısın derler ya... Sınava nasıl hazırlandıysan hazırlandın. O gün artık nasıl yanıt vereceksen, vereceksin.

- Sizin ekranda konukları da rahatlatan bir tavrınız var...

Güzel yakalamışsınız. Bir konuk geldiği zaman ben kendime iki çerçeve çizerim. Birincisi ayrılırken konuk memnun olsun ve anlatmak istediği her şeyi anlatabilsin isterim. İkincisi, ben de memnun olayım isterim. Ben sormak istediğim bütün soruları sormuş, izleyenlerin kamuoyunun beklentilerini karşılamışsam memnun olurum. Sadece iki taraftan biri memnun olursa, işimi eksik yapmış olurum.

- O gecenin çerçevesi de bu mu olacak?

Binali Yıldırım da, Ekrem İmamoğlu da kendini tam olarak ifade edebilsin isterim. Ben de ikisine kendini ifade etme hakkını tanımış, halkın merak ettiği bütün soruları sormuş bir gazeteci olursam yayından memnun kalacağım.

GÖREVİMİ YAPACAĞIM...

- Yayınlarınızdaki yumuşak tavrınız, diliniz pozitif etki yaratır mı adaylar üzerinde?

Ben gazeteciyim. Amacım; meslektaşlarımın ve halkımızın görevimi iyi yaptığımı düşünmesi. Kahramanlık peşinde değilim. Görevimi yapmaya gidiyorum.

- Böyle bir beklenti mi var sizden?

Var. Benden kahramanlık yapmamı bekliyorlar. Ben kahraman değilim. Sadece görevini yapacak bir gazeteciyim.

- Çalar Saat’teki İsmail Küçükkaya olmayacak mı orada?

Bu yayın. Çalar Saat yayını başka. Çünkü 17 yıldır böyle bir yayın yapılmadı. Her iki adayı beşer kere ağırladım. İkisini de çok iyi tanıyorum. Beni memnun edecek olan şey, halkın haber alma ihtiyacını karşılamak. Görevimiz bu. Halk memnun olsun.

- Tepkiler, yorumlar, sosyal medya... O anlarda kafanızda tüm bu tartışmalar olur mu?

Ben çok şerbetliyim bu işlere. Çok sosyal linçlere maruz kaldım. Ben etkilenmem. Ama program bitince “soru soramadı” denirse üzülürüm. Bu beni korkutur. Kendime böyle bir haksızlık yapmam. Kendimi o noktaya düşürmem. Bütün hayatım boyunca bir kariyer inşaa etmişim, genel yayın yönetmenliği yapmışım, Ankara temsilciliği yapmışım. Herkes benim nasıl iş yaptığımı biliyor.

KAFAMDA OYNAYIP BİTİRECEĞİM

 

Küçükkaya, "Ben hakemim. Hakemin rolü topun sahada kalması. Top oyunda kalsın, oyun adil olsun, ikisinden birini tutmasın, centilmence oynansın, iyi oynayan kazansın" diyor.

- O an sosyal medyadan gelen soruları da soracak mısınız?

İster istemez büyük bir soru havuzu oluşturacağım. Süreye akışa göre bir planlama yapacağım. Onun için not alacağım. Normalde not almam ama bu yayın için o riske girmeyeceğim. İki aday var, sormam gereken sorular ve yönetmem gereken bir süreç var. Tamamen spontane bırakırsam sormam gereken soruları atlayabilirim. İyi niyetliyimdir, iyi niyetimin kurbanı olmak istemem. Her şeyi kafamda oynayıp bitireceğim. İyi bir teknik direktör bir final maçına hazırlanırken zihninde oynar maçı. Ben hakemim. Hakemin rolü topun sahada kalması. Top oyunda kalsın, çok taca, kornere çıkmasın, oyun tempolu olsun, oyunun seyir zevki olsun, oyun adil olsun, hakem eyyamcı olmasın, ikisinden birini tutmasın, centilmence oynansın, iyi oynayan kazansın. Hakem sonuca müdahale etmesin. Haksız penaltı, kırmızı kart vermesin.

- Hangi gün bitireceksiniz hazırlığınızı?

Ben hazırlanmaya başladım ama not almadım. Bana moderatörlük yapacağımın söylenmesinin ardından düşünmeye başladım. Moderatörlüğü üstleneceğimin bana söylenmesiyle açıklanması arasında 12 saat var. Bana “Siz uygun görüldünüz” denildi. “Böyleyse beraber duyurun” dedim. Ben iki taraftan birinin adayı olmak istemem. Mutabakat istedim. Benden bir tek şey rica ettiler. 12 saat duyulmasın istendi, Duyulmadı. Nasıl olacağını hayal etmeye başladım, şu anda da çalışmaya devam ediyorum.

- Seçim gecesinden daha çok izlenecek, tüm zamanların en çok izlenen yayını olacak...

6 yıldır FOX'tayım. Fatih Portakal’la 10 seçim yaşadık. İkisi referandum. FOX, 31 Mart 2019 Pazar günü, seçim yayını ile TV izlenme ölçümlerinde birinci sıradaydı.

- AA’nın veri akışını kestiği seçim gecesi gibi bir gece yaşamamışsınızdır...

O gün tarihi bir yayın oldu. Biz olağanüstü sorumlulukla yayıncılık yaptık. Yayın yönetmenim Doğan Şentürk ve kanalımın bütün yöneticileri tarihi bir karar verdiler. Yayını kesmeyelim denildi, biz de Fatih’le “tabii ki” dedik. 5’e doğru yayını bitirdik, koltuğun üzerinde bir saat gözlerimi dinlendirdim. Takım elbisemi değiştirip, Çalar Saati de sundum. Tarihi bir yayındı.

HALKIMIZ SANDIĞA İNANSIN İSTİYORUM

- Bu bayramda da çalıştınız. Nasıl bir meslek aşkı bu?

Neden biliyor musunuz? Gerçekten memleket için. Biz gönüllü çalıştık. Biz hepberaber konuştuk, Arife günü dahil çalıştık. Neden? 31 Mart yerel seçimleri siyasal tarihiminizin en önemli seçimlerinden biri. 6 Mayıs’ta YSK’nin iptal ve yeniden seçim kararı siyasi tarihiminizin hiç unutulmayacak olaylarından biri. 23 Haziran İstanbul seçimi de siyasi tarihiminizin kırılma noktalarından biri. Ben bu yaşadıklarımızı, 31 Mart, 6 Mayıs, 23 Haziran’ı üçleme olarak görüyorum, demokratik yaşantımızın en önemli dönüm noktalarından birisi olarak görüyorum. Halkımız demokrasiye inansın. Halkımızın sandığa olan güveni devam etsin ve halkımızın iktidarların seçimle değişebileceğine olan umudunu korusun. Gazeteciliği bu bilinçle yapıyorum.

- FOX tek başına...

Çok büyük bir şansımız var. Özgür bir platformda olduğumuz , işimizi aşkla yaptığımız ,ülkemizi de çok sevdiğimiz için sorumluluk üstleniyoruz. Türkiye’de medyanın durumu ortada, iki üç televizyon kanalı, iki üç gazete kaldı. Onun dışındakilerin tamamı hükümeti destekliyor. Biz ana akım içinde kalan tek televizyonuz. Çok izleniyoruz. Bütün kesimler bizi izliyor, herkes bize güveniyor. Burası The Post gibi: Washington Post’un hikayesi gibi, The FOX olacak. İlerde kitabı yazılır ve filmi yapılır. Bir gün halkımız demokrasi şöleninde FOX’un hakkını teslim edecek.

YAPAMAZSAM BENİ KINARSINIZ

- Anneniz ne dedi açık oturumu yönetecek olmanıza?

Annem ilk “bu işe girme” dedi. Sonra aradım “beni seçtiler” dedim. O zaman da “sen en iyisini yaparsın sana güveniyorum” dedi. Önce istemedi ama bana güveniyor. Onu bunu en iyi şekilde yapabileceğime ikna ettim. Gerçekten hiçbir tereddütüm yok. Yapamazsam beni kınarsınız. Ben her gün sınava çıktım. Ben Akşam’da manşet atarken şöyle düşünürdüm, ertesi gün bütün meslektaşlarım benim puanımı verecek. Sen bu kadar biriktirdin ve bir canlı yayında hem mesleğine ihanet edeceksin, hem kendine. Böyle bir lüksün yok.

- Soruları görmek isterler mi sizce?

Siyasiler ne isterse istesin. Nasıl ki birinin malını çalmazsın, bir gazeteci de yayına girmeden soruları göstermez.

- Böyle gazeteci var mı yok mu?

Bilmiyorum ama ben ona gazeteci demem. Ben babamla yayın yapacak olsam babama söylemem. Annemi yayına aldım bir gün, ona bir şey söylemedim.

ENDİŞE ETMEYİN...

- Son olarak bu yayına çıkacağınız için endişe içinde olan izleyicilerinize mesajınız var mı?

Çok güzel dilekler, dualar alıyorum. Her birine çok teşekkür ediyorum. Bizim gücümüz onların bize olan ilgisi, desteğidir. Een ufak bir şekilde endişelenmesinler, demokrasinin tadını çıkarsınlar. Hayal ettiğimiz bir ülke var o ülke için çalışıyoruz. Ben bu seçimin de, açık oturum da ülkemin demokratik kazanımları için mesleğimin geleceği için ne anlama geldiğini biliyorum. Ben buna uygun davranacağım. Hiçkimse endişe etmesin.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.