Birleşmiş Milletler, İran'ın nükleer programı nedeniyle uyguladığı "snapback" (tetik mekanizması) yaptırımlarını yeniden yürürlüğe koydu. Bu gelişme, Tahran yönetiminin nükleer programını yeniden küresel gündemin üst sıralarına taşıdı.

YAPTIRIM SÜRECİ VE DİPLOMATİK GİRİŞİMLER
BM Genel Kurulu'nda İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, yaptırımların durdurulması için son dakika diplomatik temaslarında bulunsa da, İran'ın dini lideri Ali Hamaney ABD ile diplomasiyi "tamamen çıkmaz sokak" olarak nitelendirdi. Çin ve Rusya'nın yaptırımları durdurma çabaları ise sonuçsuz kaldı. Fransa, Almanya ve İngiltere, 28 Ağustos'ta İran'ın dünya güçleriyle 2015'te imzaladığı nükleer anlaşmaya uymadığını açıklayarak 30 günlük yaptırım süresini başlattı. Tahran, anlaşmanın ABD'nin tek taraflı çekilmesiyle geçersiz hale geldiğini savunsa da bu iddia kabul görmedi.

İRAN'IN NÜKLEER PROGRAMINDAKİ GELİŞMELER VE BATI'NIN ENDİŞELERİ
İran, nükleer programının barışçıl olduğunu savunsa da, uranyumu silah sınıfına yakın seviyelere kadar zenginleştiriyor. 2015 anlaşması uyarınca uranyumu yüzde 3,67 saflığa kadar zenginleştirmesi ve 300 kilogram stoğu olması gerekirken, son ölçümlerde bu miktar 440,9 kilogramı yüzde 60'a kadar zenginleştirilmiş uranyum olarak belirlendi. Bu durum, İran'ın birkaç nükleer silah üretebilecek kapasiteye ulaşması anlamına geliyor. ABD istihbarat kurumları, İran'ın henüz bir silah programına başlamadığını ancak nükleer cihaz üretme potansiyelini artıracak faaliyetlerde bulunduğunu değerlendiriyor. Natanz ve Fordo gibi kritik nükleer tesisler, İsrail ve ABD tarafından hava saldırılarıyla hedef alındı ve önemli hasar gördü.

