Dizel skandalı, otomotiv sektörünü sarmalamaya devam ediyor. Münih Eyalet Mahkemesi'nde şubat ayının başlarında yeni bir dava süreci başladı. Bu davada, dört eski Audi yöneticisi, ağır suçlamalarla karşı karşıya. Suçlamalar arasında emisyon testlerini manipüle eden yazılımı geliştirmek, dolandırıcılık ve yanlış belge düzenlemek yer alıyor.
DAVA SÜRECİ VE SUÇLAMALAR
Daha önceki davalar, yalnızca hilenin keşfine odaklanırken, bu dava yönetimin hileyi nasıl uyguladığına dair detayları inceliyor. Savcılar, yöneticilerin teknik manipülasyonu bildiklerini ve buna rağmen pazarlamaya devam edip etmediklerini sorguluyor. Geçmişte eski Audi CEO'su Rupert Stadler, şartlı tahliye cezası almıştı. Geçtiğimiz yıl ise VW'nin dört yöneticisi daha hüküm giymişti.
ETKİLENEN ARAÇ SAHİPLERİNE DİKKAT!
2015 yılında patlak veren bu olay, dünya genelinde 11 milyon aracı etkiledi. VW Grubu, cezalar ve geri alımlarla yaklaşık 330 milyar SEK (yaklaşık 1 milyon 593 bin TL) maliyetle karşı karşıya kaldı. Hukuki süreç sadece şirket yöneticilerini değil, araç sahiplerini de yakından ilgilendiriyor. Almanya'daki mahkemeler, hileli araçları krediyle satın alanların da tazminat hakkı olduğunu belirtti. İsveç'teki bir grup araç sahibi ise, Audi, VW ve BMW markalı araçlarının sertifikalarının geçersiz olduğu ve değer kaybettiği gerekçesiyle toplu dava açtı. Tazminat talepleri genellikle araç bedelinin %5-15'i oranında isteniyor ve lüks modellerde bu rakam 100.000 SEK'e (yaklaşık 480 bin TL) kadar çıkabiliyor. Dizel skandalı, Avrupa'da dizel araç satışlarını tehlikeye atarken, hukuk mücadelesinin daha uzun yıllar süreceği öngörülüyor.


