Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır ziyaretinden dönüş yolunda uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayarak gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.
GAZZE'DE ATEŞKES VE YARDIMLAR
Erdoğan, Hamas ile İsrail arasındaki ateşkes anlaşmasının kalıcılığının önemine vurgu yaptı. İsrail'in ateşkes ihlallerine karşı ihtiyatlı olunması gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı, Türkiye'nin ve diğer ülkelerin ateşkesin korunması konusundaki kararlılığını ifade etti. Yeniden bir soykırıma dönülmesi halinde bunun ağır bir bedeli olacağını İsrail'in de bildiğini söyledi. Geçmişteki anlaşmaların İsrail'in ikircikli tutumu ve yeterli kararlılığın olmaması nedeniyle kağıt üzerinde kaldığını ancak bu kez daha güçlü ve müşterek bir irade olduğunu dile getirdi. Mısır'daki zirvede bu ortak tavrın bir kez daha görüldüğünü ve ABD Başkanı Trump'ın öncülüğünü yaptığı bu sürece sahip çıkmaya devam edeceklerine inandığını belirtti. Erdoğan, Türkiye'nin Gazze'ye yaptığı yardımlara değinerek, İsrail saldırıları sürerken bile yardımları bölgeye sevk ettiklerini, Mısır'daki depoları doldurduklarını ve ateşkesin başlamasından bu yana toplam 350 tırın Gazze'ye girdiğini söyledi. Sadece gıda, su ve ilaç değil, kardeşlik ve umut da gönderdiklerini vurguladı. AFAD aracılığıyla 10 bin civarında çadırı depoladıklarını ve kış gelmeden Gazzelilerin barınma ihtiyaçlarını gidermek için canla başla çalışacaklarını kaydetti. Türk Kızılayı, AFAD, TİKA ve Sağlık Bakanlığı'nın sivil toplum kuruluşlarıyla koordineli bir şekilde çalıştığını belirten Erdoğan, yaralıların tedavileri için Ankara ve İstanbul'daki şehir hastanelerinin de hazır olduğunu ifade etti.
TRUMP ANLAŞMASI VE BARIŞ SÜRECİ
Erdoğan, ABD Başkanı Trump, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ve Katar Emiri Al Sani ile birlikte imzaladıkları "Kalıcı Barış ve Refah İçin Trump Anlaşması"nı değerlendirdi. Bu imzaların sıradan olmadığını ve barış iradesinin tarihin kayıtlarına girdiğini söyledi. Anlaşmanın metnini okuyarak, bölge için umut, güvenlik, barış ve refah vizyonuyla yeni bir sayfa açıldığını belirtti. Başkan Trump'ın Gazze çatışmasını sonlandırmaya ve Orta Doğu'ya kalıcı barış getirmeye yönelik samimi çabalarını desteklediklerini vurguladı. Anlaşmanın Filistinliler ve İsrailliler dahil olmak üzere bölgedeki tüm halklar için barış, güvenlik, istikrar ve fırsat sağlayacak şekilde birlikte uygulanacağını ifade etti. Kalıcı barışın hem Filistinlilerin hem de İsraillilerin refah içinde yaşayabileceği, temel insan haklarının korunduğu, güvenliklerinin garanti altına alındığı ve onurlarının muhafaza edildiği bir sulh olacağı anlayışında olduklarını dile getirdi. Aşırıcılık ve radikalleşmenin her türünü ortadan kaldırma kararlılığında birleştiklerini ve şiddetin, ırkçılığın normalleştirildiği ya da radikal ideolojilerin sivil yaşamın dokusunu tehdit ettiği hiçbir toplumun gelişemeyeceğini söyledi. Gelecekteki anlaşmazlıkların güç kullanımı veya uzun süreli çatışmalar yoluyla değil, diplomatik temaslar ve müzakere aracılığıyla çözülmesi yönünde taahhütte bulunduklarını belirtti. Orta Doğu'nun sürekli savaşlar döngüsünü daha fazla kaldıramayacağının bilincinde olduklarını ve gelecek nesillerin geçmişin başarısızlıklarından daha iyisini hak ettiğine dair acil bir uyarı işlevi gördüğünü ifade etti. Bölgede karşılıklı saygı ve ortak kader ilkelerine dayanan kapsamlı bir barış, güvenlik ve ortak refah vizyonunun peşinde olduklarını vurguladı.
SURİYE VE İÇ POLİTİKA
Erdoğan, Suriye ile her alanda ve düzeyde kapsamlı temasların devam ettiğini ve Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması için yakın eşgüdüm ve iş birliğini güçlendirmekte kararlı olduklarını söyledi. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve arkadaşlarını yalnız bırakmak gibi bir durumun söz konusu olmadığını belirtti. SDG'yi yanlış yollara tevessül etmemesi, Suriye'nin birlik ve bütünlüğüne destek olmaları konusunda uyardıklarını dile getirdi. SDG'nin Suriye ile bütünleşmesinin en kısa zamanda gerçekleşmesinin, Suriye'nin kalkınma hamlelerini de hızlandıracağını ifade etti. Suriye yönetiminin, ülkenin bütün etnik ve dini unsurlarını kapsayan bir anlayışla geleceğe yürümesini takdirle karşıladıklarını ve bunun hem Suriye'nin hem de Türkiye'nin çıkarına olduğunu söyledi. Suriye'yi yeniden çatışmaya sürüklemeye çalışanların ne Kürtlerin ne Dürzilerin ne de Nusayrilerin iyiliğini istemediğini belirtti. CHP'nin yolsuzluk soruşturmalarını gerekçe göstererek AP ülkelerine çağrıda bulunması ve Brüksel'de miting düzenlemesini Türkiye'nin uluslararası itibarını zedeleme çabası olarak değerlendiren Erdoğan, CHP'nin kendi halkından bulamadığı karşılığı yaban ellerde aradığını söyledi. Özel'in Brüksel'de kendilerine destek vermeyen Avrupalı siyasetçileri işaret ederek tehditte bulunmasını da değerlendiren Erdoğan, CHP'nin yurt dışına şikayet turları düzenlemesinin rezillik olduğunu ifade etti. Özel'den Avrupalı Türklerden özür dilemesini beklerdiklerini belirterek, CHP yönetiminden gurbetçilere yönelik sarf edilen sözler için bir açıklama veya düzeltme gelmediğini söyledi. Erdoğan, bazı belediyelerdeki yolsuzluklara ilişkin olarak, yasalarımızda bu tür durumlar için gerekli düzenlemelerin olduğunu, yargının gereğini yapacağını ve bu tür durumların gayrimeşru olduğunu belirtti. Belediyelerin doğrudan millete hizmet etmenin ilk adımı olduğunu, bu makamların millete hizmet için var olduğunu, rant, yolsuzluk ve israf için değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Netanyahu'nun katılımını iptal etmesiyle ilgili olarak, Netanyahu'nun boş koltuklara konuştuğunu ve İsrail'in komşularını işgal ederek hiçbir sonuç elde edemeyeceğini belirtti. Türkiye'nin barışın yanında olduğunu ve bu süreci de öyle işleteceğini vurguladı.


