İsrail'in yerle bir ettiği Gazze'de ailesiyle birlikte soykırımdan kurtulan ve altı kez yerinden edilen 26 yaşındaki Nour Abu Shammala, yaşadığı trajediyi ve umudunu Yeni Şafak'a anlattı. Abu Shammala, Gazze'nin kendisi için sadece bir yer değil, 'içinde yaşayan bir parça' olduğunu vurgulayarak, 'Saldırılardan önce kaldığım yer evimdi. Şimdi evim Gazze. Yaralandı ama zamanla iyileşecek' dedi.
YIKINTILAR ARASINDA HAYATA TUTUNMA MÜCADELESİ
Ekim ayından bu yana bombalamalarla kullanılamaz hale gelen ve su, elektriği olmayan aile evlerine döndüklerini belirten Abu Shammala, buranın hâlâ kendileri için bir 'ev' olduğunu ifade etti. Hukuk eğitimi almış ve Filistin Barolar Birliği üyesi olan Abu Shammala, Uluslararası Ceza Mahkemesi için İsrail ihlallerini belgelemeyi hedefleyen prestijli bir programa seçilmişti. Ancak savaş nedeniyle Ürdün'de planladığı yüksek lisans eğitimini ertelemek zorunda kaldı. Şimdi ise kendi imkanlarıyla yaşadıklarını kayıt altına alarak soykırımı belgelemeye çalışıyor.
DEFALARCA YER DEĞİŞTİRME VE ÖLÜM TEHLİKESİ
Ailesiyle birlikte Gazze, Han Yunus, el-Mevasi ve Nusayrat arasında defalarca yer değiştirmek zorunda kalan Abu Shammala, çadır kamplarda ağır şartlar altında hayatta kalma mücadelesi verdi. 7 Ekim sabahını unutamadığını belirten genç kadın, 'Saat 06.00 civarında roket sesleriyle uyandık. Tam anlamıyla bir şoktu. O gün bir arkadaşımın doğum gününü kutlamaya gidecektim, hediyesini bile hazırlamıştım' diye konuştu. Savaş sırasında ailesiyle birlikte birçok kez ölümden döndüklerini aktaran Abu Shammala, kardeşinin bir saldırıda yaralandığını ve dedesinin evinde kaldıkları sırada yaşanan top atışı nedeniyle tavanın üzerlerine çöktüğünü anlattı. O anlarda ölümün ne kadar yakın olduğunu hissettiğini dile getiren Abu Shammala, bir süre sonra hayata tutunmakta zorlandığını ve 'yavaş yavaş ölmek gibi' hissettiğini ifade etti.
TÜRKİYE'NİN DESTEĞİ VE YARDIM ÇAĞRISI
Altı kez zorla yerinden edilen Abu Shammala, ilk tahliyenin İsrail ordusunun emriyle gerçekleştiğini ve altı yaşından beri yaşadığı yerden ayrılmak zorunda kaldığını belirtti. Yedi ay boyunca çadırlarda yaşamak zorunda kaldıklarını ve un bulamadıkları zamanlar olduğunu söyleyen genç kadın, 'Artık hiçbir yere ait olmayan bir insandım. Yolunu bilen ama nasıl geri döneceğini bilmeyen biri gibiydim' dedi. Ateşkesin ardından Gazze Şehri'ndeki aile evine döndüğünü belirten Abu Shammala, savaşın en ağır etkilerinden birinin 'aidiyet duygusunun yok edilmesi' olduğunu vurguladı. Türkiye'yi çok sevdiğini ve soykırımın durmasında kilit rol oynadığına inandığını söyleyen Abu Shammala, 'Bu kışı etrafımda duvarlar ve başımın üzerinde bir çatıyla geçiriyor olmaktan dolayı kendimi şanslı hissediyorum. Ancak çadırlarda yaşayan insanlar için durum son derece zor. Yardıma ihtiyacımız var' ifadelerini kullandı.


