Her yıl 11 Ekim'de kutlanan Dünya Kız Çocukları Günü vesilesiyle, İstanbul Bilgi Üniversitesi tarafından yürütülen ve TÜBİTAK 1001-Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı'nca desteklenen "Krizler Çağında Çocuk Olmak" araştırmasının Türkiye'deki kız çocuklarının durumuna ilişkin bulguları kamuoyuyla paylaşıldı.

EV İÇİ EŞİTSİZLİK VE SORUMLULUK YÜKÜ
Türkiye genelinde 11-18 yaş arası çocukları ve ebeveynlerini kapsayan bin 513 hanelik temsili bir örneklemle gerçekleştirilen nicel araştırma ile Şanlıurfa ve İstanbul illerinde yapılan niteliksel araştırmalar, kız çocuklarının eğitim, ev içi iş yükü, güvenlik ve dijital deneyim gibi çeşitli alanlarda önemli eşitsizliklerle karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor. Araştırmaya katılan kız çocuklarının yüzde 89'u kendi yataklarını toplarken, yüzde 79'u sofra hazırlama ve toplama görevlerini üstleniyor. Yarısından fazlası ev temizliği yaptığını, yüzde 63'ü ise kahvaltı hazırladığını belirtiyor. Her iki kız çocuğundan biri bulaşık yıkarken, dörtte biri yemek pişiriyor. Ayrıca, kız çocuklarının yüzde 45'i kardeşlerine bakmakla yükümlü; bu oran erkek çocuklarında daha düşük seviyelerde gözlemleniyor.
EĞİTİMDE EŞİTSİZLİKLER VE OKULDAN UZAKLAŞMA RİSKİ
Araştırmanın koordinatörü Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci, toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizliklerin, dezavantajlı sosyoekonomik koşullarla birleştiğinde kız çocuklarının kırılganlığını artırdığına dikkat çekiyor. Kız çocuklarının eğitime erişimi ve devamlılığında eşitsizliklerin belirleyici bir rol oynadığını vurgulayan Semerci, "Araştırmamızda kız çocuklarının eğitime devamında bölgesel ve sosyoekonomik eşitsizliklerin belirgin şekilde etkili olduğunu gördük. Örneğin Şanlıurfa'da kız çocuklarının okula devam oranı erkeklerden daha düşük. Ortaöğretimde bu oran kızlarda yüzde 63, erkeklerde ise yüzde 78 oranında. Okula kayıtlı olmayan çocuklar, genel olarak 15-18 yaş diliminde ve en düşük sosyoekonomik statüye sahip ailelerden gelenler arasında. Bu da kız çocukları için artan okuldan uzaklaşma riskini işaret ediyor," ifadelerini kullandı. Ekonomik sorunların ve ailede temel ihtiyaçların karşılanamaması gibi durumların okul terkinin en önemli nedenlerinden biri olduğunu belirten Semerci, "Ailelerde sınırlı kaynak olduğunda kız çocuklarının okula devamı vazgeçilebilir oluyor. Yoksulluk ve ataerkil gelenekler kız çocukları için çocuk yaşta evlilik riskini de artırabiliyor," diye ekledi.
KIZ ÇOCUKLARINDA KAYGI VE MEMNUNİYETSİZLİK
Araştırma bulguları, kız çocuklarının erkek çocuklarına kıyasla daha fazla kaygı duyduğunu gösteriyor. Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci, özellikle akademik başarısızlık kaygısının kız çocuklarında daha yoğun olduğunu belirtti. Aynı zamanda, kendi bedeninden memnun olmama oranının da kız çocuklarında erkek çocuklarına kıyasla daha yüksek olduğunun altını çizdi. Bu durum, toplumsal beklentiler ve eşitsizliklerin kız çocuklarının ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini gözler önüne seriyor.

