Kıbrıs gazisi Ahmet Yıldırım, 1964 yılında öğrenciyken cepheye katıldığı Erenköy Direnişi ve 1974 Barış Harekâtı'na dair yaşadıklarını anlattı. Yıldırım, o günlerde ölümü göze aldıklarını ancak Türkiye'den gelen uçaklarla yeniden yaşama sevincinin içlerine dolduğunu ifade etti.

ERENKÖY DİRENİŞİ VE ZORLU MÜCADELE
1964 yılında Rum ve Yunan birliklerinin Türk köylerine yönelik saldırılarının artmasıyla birlikte, stratejik öneme sahip Erenköy bölgesi ağır bir kuşatma altına alındı. Türkiye'den gizlice gelen yüzlerce Kıbrıslı üniversite öğrencisinin savunduğu bölgede, sayı ve teçhizat bakımından üstün düşman güçlerine karşı destansı bir direniş sergilendi. Ahmet Yıldırım, komutansız ve sınırlı imkanlarla günlerce süren kuşatmaya karşı direnç gösterdiklerini, Türkiye'den gelen uçakların kendilerine yeniden doğmuş hissi verdiğini belirtti. 21-27 Aralık'ın Şehitler Haftası olduğunu hatırlatan Yıldırım, direnişin Lefkoşa'da Türklerin öldürülmesiyle başladığını ve üniversite öğrencisi olarak Kıbrıs'a gelip halkı galeyana getirmek için mitingler yaptıklarını, ardından bir haftalık eğitim kamplarına alındıklarını ve 31 Mart 1964'te Erenköy'e çıkmaya başladıklarını kaydetti. 6 ay içinde 535 üniversiteli gencin Erenköy'e ulaştığını ve Türkiye'den hiçbir komutanın yanlarında bulunmadığını sözlerine ekledi.

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİN MÜDAHALESİ VE SAVAŞ ANLARI
Erenköy'deki mevzilerin yetersiz olduğunu belirten Yıldırım, Ağustos ayının ilk haftasında Rum ve Yunan birliklerinin 10-12 bin askerle saldırıya geçeceği bilgisini aldıklarını aktardı. Başlarında komutan olmamasına rağmen, Rıza Vuruşkan'ın gelmesiyle durumun ciddiyeti anlaşıldı ve geri çekilme emri verildi. 8 Ağustos sabahı başlayan yoğun saldırılarda, Rum tanklarının köprü başında durdurulduğunu ve yoğun ateş altında kaldıklarını dile getirdi. Yıldırım, 4 saat içinde 14 kasa mermi attığını ve A4 mekanizmasının aşırı ısınması nedeniyle terden ıslanan gömleğiyle soğutmaya çalıştığını anlattı. Rauf Raif Denktaş'ın Türkiye'den yardım istediğini ve Türkiye'den gelen uçakların kendilerine büyük moral verdiğini belirtti. 10 dakika sonra gelen 4 adet F-104 uçağının semalarda uçmaya başladığını ve ardından 64 uçağın Rum mevzilerine yönelik hava saldırıları düzenlediğini aktardı. Havan, top ve uçak savar mermilerinin havada çarpıştığı, yanlarında şehit ve yaralılar olmasına rağmen mevzileri terk edemedikleri o anların bir mahşer gününe benzediğini ifade etti.

1974 BARIŞ HAREKÂTI VE GAZİNİN VURGUSU
1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'na da değinen Yıldırım, 16 Ağustos 1960'da kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin üç garantör devletine (Türkiye, Yunanistan, İngiltere) rağmen yaşananları anlattı. Türkiye'nin kendi çıkarma gemisinin olmaması ve NATO'nun kısıtlamaları nedeniyle zorlu bir süreçten geçildiğini belirtti. Ecevit ve Erbakan'ın cesur kararıyla 20 Temmuz sabahı 'Ayşe tatile çıksın' mesajıyla harekâtın başladığını söyledi. Karaoğlanoğlu Şehitliği'nde yatanların bir kısmının çıkarma sırasında şehit olanlar olduğunu dile getiren Yıldırım, kendi olaylarının dünya tarihinde emsali görülmemiş bir olay olduğunu vurguladı. Türkiye'nin büyük şehirlerinde okuyan ve mezuniyetlerine az kalan Kıbrıslı öğrencilerin, geleceklerini hiçe sayarak vatan uğruna bile bile ölmeye hazır geldiklerini ifade etti. Kaçak yollarla, mühimmat tekneleri ve 9 metrelik balıkçı tekneleriyle, bir haftalık eğitimlerle Erenköy'e çıktıklarını ve karşılarında tam teçhizatlı 12 bin Yunan-Rum askerinin olduğunu belirtti. Ölümü kabullendiklerini ve Çanakkale ruhuyla mücadele ettiklerini söyleyen Yıldırım, benzer bir durum yaşansa yine aynı fedakarlığı yapacağını sözlerine ekledi.



