EKONOMİ
Yayınlanma : 24 Şubat 2026 12:13

Rus ekonomisi 'ölüm bölgesinde' mi? Savaşın gizli faturası ağırlaşıyor

Rus ekonomisi 'ölüm bölgesinde' mi? Savaşın gizli faturası ağırlaşıyor
Rus ekonomisi, savaşın etkisiyle 'ölüm bölgesi'ne benzetilen bir sürece girdi. Savunma sanayi öne çıkarken, sivil ekonomi sıkışıyor. Mali göstergeler alarm verirken, Putin'in stratejisi rakiplerin zayıflığından cesaret alıyor.

Ukrayna'daki savaşın beşinci yılına yaklaşırken, Rusya ekonomisi ayakta kalmayı başarsa da uzun vadede çıkışı zorlu bir süreçle karşı karşıya. Batı'nın sıkça dile getirdiği "ani çöküş" beklentisi gerçekleşmese de, The Economist analizine göre tablo farklı bir risk barındırıyor.

Ekonominin 'ölüm bölgesi'ne benzetilmesi

Analizler, Rus ekonomisinin kısa vadede yıkılmayacağını ancak mevcut dinamiklerle sürdürülebilir bir toparlanmanın da mümkün görünmediğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, ülkenin içinde bulunduğu durumu dağcıların 8 bin metre üzerindeki "ölüm bölgesi"ne benzetiyor. Bu benzetmeye göre ekonomi, kendi kendini yenileme kapasitesinden daha hızlı kaynak tüketiyor ve bu durum uzun vadede ciddi kırılganlık yaratıyor. Ekonomi, kendini ayakta tutarken gelecekteki kapasitesini de istikrarlı bir şekilde yok eden bir "negatif denge" içine sıkışmış durumda. İhracat gelirleri düşerken ve ekonomik zayıflık bütçe açıklarını kapatmayı engellerken, büyümenin 2025'te sadece yüzde 1'de kalması ve gelecek yıl için beklentilerin daha da kötüleşmesi durumun vahametini gösteriyor.

Savunma sanayii öncelikli, sivil ekonomi ikinci planda

Son dört yılda Rus ekonomisi, savunma ve askeri sanayinin merkezde olduğu bir yapıya dönüştü. İş gücü, finansman ve ithalata öncelikli erişim sağlayan bu alan, ekonomideki kaynakların büyük kısmını kendine yönlendiriyor. Buna karşılık özel sektör, küçük ve orta ölçekli işletmeler ile tüketim odaklı sivil endüstriler ikinci planda kalıyor. Ekonominin geniş kesimini oluşturan bu alanlar, sınırlı kaynak ve daralan imkanlarla faaliyet göstermeye çalışıyor; bu da sivil ekonomide belirgin bir sıkışma ve dengesizlik yaratıyor. The Economist, Rusya'nın artık dış kaynaklı "petrol rantı" yerine, yıkıma yönelik varlıklara yapılan içsel bir kaynak transferi olan "askeri rant" ile çalıştığını vurguluyor. Bu durum, mevcut durumun döngüsel bir yorgunluktan ziyade, "yükseklik hastalığına" benzediği ifade ediliyor. Savunma sektörünün GSYH'nin yüzde 8'ine ulaştığı bir denklemde, Rusya'nın kriz yaşamadan normalleşmesi için beş imkânsız koşulun aynı anda gerçekleşmesi gerekiyor ki bu ihtimal "sıfıra yakın" görülüyor.

Mali oksijen tükeniyor, Putin'in stratejisi ne?

Ülkenin mali oksijeni hızla tükeniyor. 2025 için bütçe açığı, pandemiden bu yana en yüksek seviye olan GSYH'nin yüzde 2,6'sına ulaştı. Devlet borcunun faiz ödemeleri, eğitim ve sağlık harcamalarının toplamını aşacak. Rus petrolü, Brent petrole göre yüzde 25-30 indirimli işlem görüyor ve ihracat gelirleri 2020'den bu yana en düşük seviyesine geriliyor. Peki Kremlin neden geri adım atmıyor? Analize göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, sadece kendi durumuna değil, "diğer dağcıların" durumuna da bakıyor. Avrupa'nın kendi yapısal krizleri, Ukrayna'nın tükenmişliği ve küresel ekonomideki durgunluk beklentisi Putin'i cesaretlendiriyor. Rakiplerin zayıfladığı bir ortamda, acıya daha uzun süre dayanabilme inancı taviz vermek yerine savaşta ısrar etme mantığını güçlendiriyor. Moskova elitleri arasında, savaş nasıl biterse bitsin Batı'nın asıl hedefinin "Rusya'yı kalıcı olarak çevrelemek" olduğuna dair derin bir inanç var. İki tarafın da kalıcı bir çatışma beklemesi, mevcut durumu "tek istikrarlı sonuç" hâline getiriyor. Rusya, öngörülebilir bir gelecekte savaşı sürdürme kapasitesine sahip olsa da, "ölüm bölgesinde" sonsuza kadar hayatta kalamaz. Her fazladan yıl, mali kriz, kurumsal çöküş ve savaş sonrası hiçbir politikanın onaramayacağı kadar ağır hasar riskini artırıyor.