HABER MERKEZİ - Sosyal medya platformları, içeriklerin artması ve dünya genelinde denetim eksikliklerinden faydalanarak adeta dipsiz bir kuyu haline geldi. TikTok, YouTube, Instagram ve X gibi platformlarda yapılan paylaşımlar, özellikle çocuklar için büyük riskler taşıyor.

Müstehcen içeriklerin artışı
Sosyal medya platformlarının çocuklar ve ergenler üzerindeki etkileri uzun zamandır tartışma konusu iken, son dönemlerde müstehcen içeriklerin görünürlüğündeki artış, bu tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. X, Instagram, YouTube ve TikTok gibi milyonlarca kullanıcıya sahip olan sosyal mecralarda normalleşen çıplaklık ve cinsellik temalı paylaşımlar, henüz gelişim aşamasında olan çocukları doğrudan etkiliyor. Uzmanlar, bu tür içeriklerin çocukların algı dünyasını erken yaşta dönüştürdüğüne ve sağlıklı gelişimlerini tehdit ettiğine dikkat çekiyor.
Çocukların gelişimini tehdit eden içerikler
CNN Türk’e konuşan Prof. Dr. Oytun Erbaş, sanal medyada çıplaklık ve müstehcenliğin normlarının aşılmış olduğunu belirtiyor. Erbaş, “Herkes kendini teşhir ediyor ve takipçi kazanmak istiyor” diyerek bu durumu eleştiriyor. Ayrıca, sosyal medya platformlarının, özellikle TikTok'un, aile ve toplum için ciddi bir sorun haline geldiğini vurguluyor. Uzmanlar, sanal medyada teşhirciliğin artmasının, çocukların ergenliğini de erken başlatan bir etken olduğunu belirtiyor. Çocuklar bu içerikleri tam olarak anlayamazken, beynin içgüdüsel alanlarının bu içerikleri algıladığı ve hormonal değişikliklere neden olduğu ifade ediliyor. Çocukların fiziksel gelişiminde yavaşlama ve durma gibi sorunların ortaya çıkabileceği belirtilirken, sürekli çıplaklık ve açıklık görüntülerine maruz kalan çocukların bu durumu normalleştirdiği ve özgüven ile güzellik algısının değiştiği ifade ediliyor. Psikolog Aysu Çelenoğlu, gençlerin sosyal medyada gördükleri bedenlerle ilgili algı bozuklukları yaşayabildiğini ve bunun tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini söylüyor. Uzmanlar, sosyal medyada karşılaşılan cinsellik temalı paylaşımların, çocukların algısının bozulmasına ve mahremiyet kavramının zayıflamasına yol açabileceğini vurguluyor.

