Suriye'de merkezi hükümetin YPG/SDG kontrolündeki bölgeleri geri almasının ardından enerji alanında yeni bir dönem başlıyor. Şam yönetimi, bu bölgelerdeki petrol sahalarının işletilmesi için Türkiye'den teknik ve lojistik destek talep etti. Bu talep, Türkiye'nin geçmişte Kuzey Irak petrollerinde uyguladığı ve bölgesel enerji denkleminde 'oyun kurucu' rol üstlendiği modeli yeniden gündeme getirdi.
ANKARA-ŞAM HATTI ENERJİ GÜVENLİĞİ İÇİN GÖRÜŞÜYOR
Petrol sahalarının Suriye hükümetinin kontrolüne geçmesiyle birlikte, Ankara ve Şam arasında enerji güvenliği, altyInfrastructure rehabilitasyonu ve bölgesel kalkınma konuları yeniden masaya yatırıldı. Kaynaklara göre, sahalar uzun yıllardır ilkel ve verimsiz yöntemlerle işletildiği için hem üretim kaybı yaşanıyor hem de rezervler kalıcı zarar görüyor. Petrol sahalarının sağlıklı bir şekilde işletilmesi, üretim artışının yanı sıra enjeksiyon sistemleri, rezerv yönetimi ve teknolojik modernizasyon gerektiriyor. Savaş nedeniyle devre dışı kalan bu sistemlerin yeniden kurulması, ciddi mühendislik ve finansman ihtiyacı doğuruyor. Şam yönetimi, bu noktada Türkiye'nin teknik kapasitesini ve saha tecrübesini kritik önemde görüyor.
IRAK MODELİ SURİYE'DE UYGULANACAK MI?
2000'li yıllarda Kerkük-Yumurtalık Boru Hattı üzerinden Kuzey Irak petrolünün dünya pazarına açılması, Türkiye'yi sadece bir transit ülke konumundan çıkarıp enerji zincirinde düzenleyici bir aktör haline getirmişti. Bu modelde Türkiye, petrolün üretimden ihracata kadar olan sürecinde teknik işletme, lojistik ve güvenlik alanlarında aktif rol alırken, Ceyhan bölgesel bir enerji merkezi olmuştu. Benzer bir yaklaşımın Suriye petrol sahaları için de gündeme gelmesi bekleniyor. Seçenekler arasında, Suriye petrolünün Türkiye'deki rafinerilere taşınması veya yeni bir boru hattı inşa edilerek mevcut Irak-Türkiye Petrol Boru Hattı'na (ITP) entegre edilmesi bulunuyor. Böyle bir bağlantı, hem Suriye petrolünün hızlı bir şekilde işlenmesini sağlayacak hem de Ceyhan'daki rafineri ve petrokimya yatırımlarının önünü açabilecek. Tahminlere göre, Haseke'nin güneyinde YPG'den geri alınan 13 sahada yaklaşık 1,3 milyar varil, Deyrizor'un kuzeyindeki 12 sahada ise 1,1 milyar varil petrol rezervi bulunuyor.

