GÜNDEM
Yayınlanma : 14 Ağustos 2025 05:22

Tohum savaşları: Küresel güç mücadelesinin yeni cephesi

Tohum savaşları: Küresel güç mücadelesinin yeni cephesi
Küresel güç mücadelesi, enerji ve askeri teknolojilerin ötesinde tohumlara ve genetik kaynaklara kaydı.

Günümüzde küresel güç mücadelesi, enerji kaynakları veya askeri teknolojilerin ötesine taştı. Tohumlar ve genetik kaynaklar, ülkeler arasındaki rekabetin yeni ve stratejik bir cephesini oluşturuyor. Bir zamanlar sadece tarım girdisi olan tohumlar, ulusal egemenliğin ve küresel jeopolitik dengelerin kritik unsurlarından biri haline geldi.

TOHUMLAR STRATEJİK BİR KAYNAK

İklim değişikliği, ekilebilir alanların azalması, artan nüfus ve küresel gıda talebi, tohumları stratejik bir kaynak haline dönüştürdü. Ülkeler arasında sadece ekonomik değil, tohumlara ve ekilecek arazilere yönelik bir mücadele yaşanıyor. Bu mücadeleye küresel şirketler de dahil oldu. Küresel tohum pazarının değeri 60 milyar doları aşarken, sektördeki konsolidasyon artıyor. Bayer, Corteva Agriscience ve Syngenta, pazarın büyük bölümünü kontrol eden üç dev şirket olarak öne çıkıyor. Bu şirketler, genetiği değiştirilmiş tohumlar ve tarım kimyasalları alanındaki Ar-Ge yatırımlarıyla pazarı yönlendiriyor.

GIDA GÜVENLİĞİ VE SİYASİ ARAÇ

Patent hakları ve genetik teknoloji üzerindeki tekelci konumlarıyla, bu şirketler birçok devleti kendilerine bağımlı hale getiriyor. Bu durum, gıda güvenliği üzerinde dış baskı ve kırılganlık yaratıyor ve tohumu siyasi bir araca dönüştürüyor. ABD, Rusya, AB ve Çin gibi büyük ekonomiler, tohum pazarının önemli oyuncuları arasında yer alıyor. Tohum savaşları, ülkelerin verimli, hastalıklara ve iklim değişikliğine dayanıklı yeni çeşitler geliştirmek için Ar-Ge'ye yaptıkları devasa yatırımlarla hız kazanıyor. Bu yarış, sadece tarımı geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda rakip ülkelere karşı bir tohum diplomasisi aracı olarak da kullanılıyor.

MEZOPOTAMYA TARIMI VE KÜRESEL OYUNCULAR

Rusya'nın Kırım'ı işgali ve Batılı ülkelerin buğday üretiminin önemi, ABD ve Rusya arasındaki tahıl mücadelesini ortaya koyuyor. Çin'in Afrika'ya olan ilgisi de benzer nedenlere dayanıyor. Üstün tohumları sunarak diğer ülkelerin tarımını ve gıda politikalarını etkileme gücü, tohumları uluslararası ilişkilerde stratejik bir unsur haline getiriyor. ABD düşünce kuruluşlarının raporları, ABD'nin Orta Doğu'ya olan ilgisinin enerjiyle sınırlı olmadığını, İsrail ile sürdürülen stratejik ortaklığın temelinde Mezopotamya bölgesinin verimli topraklarının yattığını gösteriyor. ABD'nin Irak, Suriye ve İran üçgenindeki senaryolarında küresel şirketlerin tohum ve gıda üretimi çıkarları ön plana çıkıyor. ABD'nin Orta Doğu ülkeleriyle yaptığı serbest ticaret anlaşmaları, Amerikan şirketlerinin bölge pazarlarına daha kolay girmesini sağlıyor. Türkiye ise bu küresel rekabetin hem tarihi hem de stratejik olarak merkezinde yer alıyor. Son 20 yılda sertifikalı yerli tohum üretimi 145 bin tondan 1,4 milyon tona yükseldi.