Türkiye, son yıllarda kaydettiği büyük ilerlemeyle küresel tohumculuk pazarında önemli bir oyuncu haline geldi. 117 ülkeye 327 milyon dolar değerinde tohum ihracatı gerçekleştiren ülkemiz, bölgesel bir tohum üssü konumuna yükseldi. Bu başarı, tesadüf değil; Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre, ülkemizde kullanılan tohumların yüzde 97'si yerli üretim.
YERLİ TOHUMCULUKTA ATILIM
Özellikle son 22 yılda ata tohumuna yapılan yatırımların artması, tam bağımsız bir tarım politikasının temel şartı olarak değerlendiriliyor. 18. yüzyılın sonunda ABD'ye götürülen ve orada ıslah edilen ata tohumlarımız, bugün yapılan yatırımlar ve çalışmalar sayesinde tekrar ülke gündeminde. Türkiye, yerli tohumunu koruyarak, gen bankalarında binlerce farklı türü muhafaza ediyor ve geliştiriyor. Bu, tamamen yerli imkanlarla gerçekleştiriliyor. Küresel tohum şirketlerinin tekelleşmesine karşı Türkiye, kendi tarım politikasında kararlılığını sürdürüyor.
GIDA GÜVENLİĞİ VE AR-GE
Anadolu'nun çeşitli iklim ve toprak koşulları, farklı bitki türleri için geniş bir gen kaynağı ve üretim potansiyeli sağlıyor. Bu doğal avantaj, kamu ve özel sektör iş birliğiyle yürütülen Ar-Ge çalışmalarıyla birleşerek sektörün rekabet gücünü artırıyor. Sertifikalı tohum üretiminde kaydedilen rekor artış da dikkat çekici; 2000'li yılların başında yaklaşık 145 bin ton olan yıllık üretim, bu yıl 1,3 milyon tonu aştı. Bu artış, Türkiye'nin gıda güvenliği ve tarımsal bağımsızlığı için büyük önem taşıyor. Tohum, fidan ve süs bitkilerini kapsayan ihracatın ithalatı karşılama oranı %147'ye ulaşarak, sektörün dış ticaret fazlası verdiğini gösteriyor. ABD'nin ata tohumuyla başardıklarını ve bu alanda kaybettiğimiz zamanı kapatmak en öncelikli amaç olmalı. Buğdayın ana vatanı olan Anadolu coğrafyasının tohumda liderliğe oynaması ekonomik olduğu kadar bir beka meselesini de ifade ediyor.


