Türkiye, orman varlığını artırmada Avrupa'da ilk sırada, dünyada ise üst sıralarda yer alıyor. Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre 1973 yılında 20,2 milyon hektar olan ülkenin orman varlığı, geçen yıl 23,4 milyon hektara yükseldi. Bu artış, özellikle yangınların ardından başlatılan ağaçlandırma çalışmalarının başarısını gösteriyor.
AĞAÇLANDIRMA ÇALIŞMALARI BİLİMSEL YÖNTEMLERLE YÜRÜTÜLÜYOR
Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, yangınların ardından başlatılan ağaçlandırma çalışmalarının tamamen bilimsel yöntemlerle yürütüldüğünü vurguladı. Yanlış zamanda ya da hatalı yöntemle yapılacak ağaçlandırmanın yıllar sürecek emeği boşa çıkarabileceğini belirten Karacabey, 'Önceliğimiz, bölgenin ekolojik yapısına uygun türlerle kalıcı ve sağlıklı ormanlar kurmak' dedi. Kızılçam ormanlarında doğanın kendi yenilenme gücünden yararlandıklarını, makilik alanlarda ise köklerden sürgün verme yönteminin kullanıldığını ifade etti.
YEREL TÜR ÖNEMİ
Doğal gençleştirmenin yetersiz kaldığı noktalarda, yerel türlerden üretilmiş fidanlarla ağaçlandırma yapıldığını söyleyen Karacabey, 'Her fidan her bölgede gelişmez. İklime, toprağa ve rakıma uyumlu, yöreye özgü genetik özellikte fidanlar kullanırız. Bu sayede sulama ve bakım ihtiyacı azalır, orman uzun ömürlü olur' diye konuştu. Türkiye’deki ormanların yüzde 30’unun meşe, yüzde 23’ünün kızılçam, yüzde 17’sinin karaçam ve yüzde 7’sinin sarıçamdan oluştuğunu belirterek, meyveli türlerle ilgili yanlış bir algıyı da düzeltti: 'Zeytin, badem gibi türlerle tek başına orman oluşturulamaz. Bu türler yangına hassastır, sulama ve gübreleme ister. Erozyonla mücadelede ve karbon tutumunda da yeterli değildir. Bu türleri orman köylerinin ekonomisine destek amaçlı belirlenen alanlara dikiyoruz.'
ANAYASA GÜVENCESİ
Karacabey, Anayasa’nın 169. maddesi uyarınca yanan orman alanlarının başka bir amaçla kullanılamayacağını, bu bölgelerin mutlaka yeniden ağaçlandırıldığını ifade etti. Ayrıca 2019’dan bu yana her yıl 11 Kasım’da kutlanan Milli Ağaçlandırma Günü çerçevesinde “Geleceğe Nefes” kampanyasıyla 81 ilde toplam 34,7 milyon fidanın toprakla buluşturulduğunu hatırlattı. Çam ağaçlarının az su istemesi, yangın sonrası kendini yenileyebilmesi ve ülkenin doğal türleri arasında yer alması nedeniyle ekosistem için vazgeçilmez olduğunu da vurguladı.


