PARTİSİ DEĞİŞTİ, İZMİR’E KARŞI SORUMLULUĞU DEĞİŞMEDİ
Siyasette parti değişiklikleri her zaman tartışma yaratır. Hele söz konusu kişi bir büyükşehir belediye başkanıysa, tartışmanın büyümesi de kaçınılmazdır. Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçişine ilişkin farklı görüşleri bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor.
Kimi vatandaş bu kararı destekler, kimi eleştirir. Seçildiği partiyle bağını koparan bir belediye başkanından açıklama beklemek de seçmenin hakkıdır. Ancak tartışmayı yalnızca parti rozeti üzerinden sürdürürsek, belediyeciliğin asıl meselesini gözden kaçırırız: Şehre hizmet.
Benim bu gelişmeye bakışım açık. Tugay’ın kararını, İzmir’e daha fazla yatırım kazandırma ve hizmet üretme beklentisi üzerinden değerlendiriyorum. Bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini ise zaman ve ortaya konulan çalışmalar gösterecek. Bir siyasi tercih, tek başına başarı belgesi değildir; başarı, vatandaşın hayatına yansıyan sonuçlarla ölçülür.
İzmirlinin beklentisi de esasen budur. Verilen sözlerin tutulması, sorunların çözülmesi, kaynakların doğru kullanılması ve şehrin geleceğine değer katacak eserlerin ortaya çıkması…
Merkezî yönetimle kurulacak iş birliği bu hedeflere katkı sağlayacaksa, bunun sonucunu görmek gerekir. Fakat yatırımların ve kamu hizmetlerinin vatandaşın hakkı olduğunu da unutmamalıyız. Hizmet, siyasi yakınlığın ödülü olarak görülemez.
Bu nedenle “Cemil Tugay’a fırsat verelim” derken, eleştirileri bir kenara bırakalım demiyorum. Tam tersine, projelerini takip edelim. Ne söz verdiğini, neyi gerçekleştirdiğini ve hangi sorunu çözdüğünü soralım. Destek vermek, denetlemekten vazgeçmek değildir.
Tugay’ın önünde şimdi önemli bir sorumluluk var: Tercihini savunanları haklı çıkaracak, karşı çıkanların kaygılarına da hizmetleriyle cevap verecek bir yönetim ortaya koymak. Bunu sağlayacak olan sözlerin gücü değil, çalışmaların sonucudur.
Unutmayalım; Cemil Tugay’ın partisi değişti, yönettiği şehir değişmedi. Sorumluluğu yine İzmir’e ve kendisine oy versin ya da vermesin bütün İzmirlilere karşıdır.
Ben, kendisine çalışma ve projelerini gerçekleştirme fırsatı verilmesinden yanayım. Sonrasında değerlendirmemizi de somut sonuçlara bakarak yapalım. Başarılı bulmayan vatandaş, önümüzdeki yerel seçimde tercihini sandıkta gösterir.
Bugün sormamız gereken soru şudur: Bu karar İzmir’e ne kazandıracak?
Cevabını polemiklerde değil, İzmir’in sokaklarında ve vatandaşın günlük hayatında göreceğiz.
M.SEREN
www.avrupahaber.net


