İsrail'in Gazze'yi büyük bir enkaza, Gazzelileri de açlığa mahkum etmesine karşı bazı Batılı ülkeler, Filistin Devleti'ni resmen tanımak için harekete geçiyor. Bu gelişmenin uluslararası hukuk ve siyasi sonuçları, uzmanlar tarafından değerlendirildi. Eylül ayındaki BM Genel Kurulu'nda, Fransa'nın da aralarında bulunduğu ülkelerin Filistin'i resmi olarak tanıması bekleniyor.

FİLİSTİN'İN TANINMASININ ANLAMI
Al-Quds Üniversitesi Dr. Munir Nuseibah, Filistin'in birçok ülke tarafından zaten tanındığını, yeni tanımaların hukuki açıdan sınırlı bir etkiye sahip olacağını, ancak siyasi öneminin büyük olduğunu belirtti. Yeni tanımaların, Filistin'in müzakere konusu bir toprak parçası değil, bağımsız bir devlet olarak görülmesine yol açacağını vurguladı. Milletlerarası Özel Hukuk Uzmanı Prof. Nuray Ekşi ise yeni tanımaların, ülkelerin Filistin'de elçilik ve konsolosluk açmasına olanak sağlayacağını, ancak asıl önemli adımın Filistin'in BM'ye tam üye olması olduğunu ifade etti. BM üyeliği için Güvenlik Konseyi'nin onayının gerekli olduğunu hatırlattı.
BM GENEL KURULU'NDA BEKLENTİLER
Şu anda BM'de gözlemci devlet statüsünde olan Filistin, 193 üyeden 147'si tarafından devlet olarak tanınıyor. Uluslararası hukuk uzmanları, BM Genel Kurulu'ndaki adımların dönüm noktası olmayacağı görüşünde. Prof. Ekşi, tanımanın sembolik ve psikolojik bir öneme sahip olduğunu, ancak asıl önemin BM'ye tam üyelik olduğunu vurguladı. Dr. Nuseibah da bu gelişmeyi dönüm noktası olarak görmediğini, sahadaki durumu değiştirecek şeyin İsrail'e yönelik yaptırımlar ve uluslararası ilişkiler olacağını belirtti.
İSRAİL İÇİN SONUÇLAR VE YAPTIRIMLAR
Uzmanlar, Filistin'in tanınmasının İsrail-Filistin çatışmasının çözümüne katkı sağlayıp sağlamayacağı konusunda, uluslararası toplumun daha fazla adım atması gerektiği görüşünde. Dr. Nuseibah, Filistin'in sorunlarının tanınmaktan ziyade güvenlik eksikliği, Gazze'deki soykırım ve Batı Şeria'daki sömürgeleştirme olduğunu dile getirdi. Prof. Ekşi ise Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Netanyahu ve diğer yetkililer hakkında tutuklama kararı almasına rağmen, uluslararası hukukun uygulanmadığını belirtti. İsrail'e yönelik yaptırımların önemini vurgulayan hukukçular, Bogota bildirisini örnek göstererek, İsrail'e silah satışının durdurulması gerektiğini savundu.

