BM Genel Kurulu, 30 Eylül'e kadar sürecek önemli oturumların ardından sona ererken, dünya liderlerinin Birleşmiş Milletler'in New York'taki merkezinden ayrılmasıyla zirvenin ana gündem maddeleri netleşti. Gazeteci Serkan Demirtaş'ın ntv.com.tr için kaleme aldığı analizde, bu yılki Genel Kurul'un "Filistin Zirvesi"ne dönüştüğü ve İsrail'in uluslararası alanda artan izolasyonunun belirginleştiği vurgulandı.

FİLİSTİN'E BÜYÜK DESTEK VE İSRAİL'İN YALNIZLIĞI
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın ABD'nin vize engeli nedeniyle Genel Kurul'a fiziken katılamamasına rağmen, Filistin meselesi ve İsrail'in Gazze'deki politikaları zirvenin en önemli başlığı oldu. Fransa ve İngiltere gibi 10 Batılı ülkenin Filistin'i tanıması ve iki devletli çözüme yönelik baskıyı artırması, BM Genel Kurulu'nun somut sonuçlarından biri olarak öne çıktı. 193 ülkenin 157'sinin Filistin'i devlet olarak tanıması, ABD ve İsrail üzerindeki baskıyı artıracak bir gelişme olarak değerlendiriliyor. İsrail'e tam destek veren ABD Başkanı Donald Trump'ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da dahil olduğu 8 İslam ülkesi lideriyle Gazze konulu bir toplantı yapması, bu gelişmelerle bağlantılı görüldü. Trump ve liderlerin 21 maddelik bir Gazze planını ele aldığı ve kısa sürede ilerleme sağlanabileceği belirtildi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun BM Genel Kurulu'na hitabı öncesinde, uçağının izlediği sıra dışı rota ve Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin kararlarını tanıyan ülkelerin hava sahasından kaçınma çabası, İsrail liderinin yalnızlığını ve endişesini yansıttı.

SURİYE'DEN TARİHİ TEMSİL VE TRUMP'TAN BM'YE ELEŞTİRİLER
BM Genel Kurulu'nu özel kılan bir diğer gelişme ise Suriye'nin 1967'den bu yana ilk kez New York'ta temsil edilmesiydi. Beşar Esad yönetimini deviren Ahmed Şara, Suriye'nin geçiş dönemi cumhurbaşkanı olarak kürsüden seslenerek ülkesinin yeni ve zorlu bir sayfa açtığını belirtti ve yaptırımların kaldırılması çağrısında bulundu. Şara, başta Türkiye olmak üzere destek veren ülkelere teşekkür ederken, İsrail ile güvenlik mekanizması üzerinde görüşmelerin sürdüğünü açıkladı. Eski CIA Başkanı David Patreus ile forumda konuşan Şara, ABD ziyaretini yeni Suriye'yi tanıtmak ve destek toplamak için önemli bir platform olarak kullandı. Öte yandan, ABD Başkanı Trump, ikinci başkanlık döneminin ilk BM Genel Kurulu konuşmasında BM'yi göç ve küresel ısınma konularında sert dille eleştirdi. Göçmenlik ve enerji politikalarının Batı Avrupa'nın sonu olacağını savunan Trump, küresel ısınma diye bir şeyin olmadığını iddia etti. Ayrıca Trump, BM binasına girdiğinde yaşadığı aksaklıkları "üçlü sabotaj" olarak nitelendirerek BM'den soruşturma yapılmasını talep etti.

UKRAYNA SAVAŞINDA ABD'NİN POLİTİKA DEĞİŞİKLİĞİ İHTİMALİ
BM Genel Kurulu toplantıları sırasında Ukrayna konusu da ikinci önemli gündem maddesiydi. ABD Başkanı Trump'ın konuşmaları ve açıklamaları, Washington'un Rusya'ya karşı farklı bir yaklaşım benimseyebileceği değerlendirmelerine yol açtı. Trump, yaptırımların Rus ekonomisini yıprattığını ve Ukrayna'nın kaybettiği toprakları geri alabileceğini belirterek, NATO ülkelerinin Rusya'dan petrol almayı bırakması durumunda ABD'nin de sert yaptırımlar uygulayacağını söyledi. Ancak bu söylemlere rağmen ABD'nin henüz Rusya-Ukrayna savaşındaki politikasını değiştirme niyetinde olmadığı ve yaptırımlar veya askeri yardım konusunda kesin bir karar vermediği değerlendirmeleri yapılıyor.

