Türkiye, 2025 yılına girerken enflasyonla mücadelede yeni bir stratejiye ihtiyaç duyduğunu gösteren verilerle karşı karşıya. Aylık enflasyon oranı %0,89, yıllık ise %30,89 olarak açıklandı. Mevcut yüksek faiz oranlarına rağmen fiyat artışlarının devam etmesi, enflasyonla mücadelenin yalnızca para politikalarıyla sınırlı kalamayacağını gösteriyor. Asıl çözüm ise 'bol üretim ve düşük maliyet' stratejisinde yatıyor.
HİZMET SEKTÖRÜNDE YÜKSEK MALİYETLER
Açıklanan veriler, enflasyonun genel bir fiyat artışından ibaret olmadığını, barınma ve eğitim gibi temel alanlarda ciddi maliyet baskıları yarattığını ortaya koyuyor. Kira fiyatlarındaki yıllık %49'luk artış, barınma krizinin enflasyon üzerindeki etkisini sürdürdüğünü gösterirken, eğitim harcamalarındaki %66'lık artış, geleceğe yönelik yatırımların maliyetini artırıyor. Bu alanlardaki katılık, sıkılaştırma politikalarının tüketimi kısmada başarılı olmasına rağmen arz-talep dengesizliğini çözmede yetersiz kaldığını gösteriyor.
YÜKSEK FAİZLER YETERSİZ KALIYOR
Ekonomi uzmanları, yüksek faiz politikasının enflasyonu kontrol altına almak için bir araç olabileceğini fakat tek başına yeterli olmadığını vurguluyor. Yüksek faiz, talep tarafını baskılarken arz tarafındaki yetersizlikleri ve yüksek girdi maliyetlerini ortadan kaldıramıyor. Aksine, yatırım maliyetlerini artırarak üretimi engelleyebiliyor. Kalıcı bir fiyat istikrarı için sanayiden tarıma kadar her alanda üretim hacminin artırılması ve girdi maliyetlerinin düşürülmesi gerektiği belirtiliyor. Piyasaya daha fazla ürün ve hizmet arz ederek fiyat dengesinin sağlanması, ekonominin en güçlü silahı olarak öne çıkıyor.


