Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 21. Olağanüstü Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’nda önemli açıklamalarda bulundu. Fidan, İsrail'in Filistin halkına yönelik saldırılarını sert bir dille eleştirdi ve İsrail hükümetinin barış değil, Filistin halkının tamamen ortadan kaldırılmasını hedeflediğini belirtti.

İSRAİL'İN SALDIRILARINA KARŞI BİR SES OLMAK
Fidan, İİT üye devletlerinin Dışişleri Bakanları Konseyi’nin (CFM) Filistin halkına yönelik İsrail saldırılarını görüşmek üzere bir araya geldiğini hatırlattı. Toplantının, İsrail'in Filistin'deki soykırım niteliğindeki saldırılarına karşı tek bir ses yükseltmeye adandığını vurgulayan Bakan, Filistin halkını desteklemekle kalmayıp, tüm ümmeti savunmak için birleştiklerini dile getirdi. Gazze'deki olağanüstü baskı, Batı Şeria'daki devlet terörü ve yerleşimci şiddeti, Kudüs'ün tarihi kimliğine yönelik saldırıları örnek göstererek Filistin halkının direncini selamladı ve onların özgürlük, barış, istikrar ve devlet hakkındaki adil davalarını desteklediklerini ifade etti.

ULUSLARARASI TOPLUMUN SEFERBER EDİLMESİ VURGUSU
Dışişleri Bakanı, Filistin halkının ihtiyaç duyduğu şeyin İslam dünyasının kolektif olarak adım atması olduğunu belirterek, İİT üye devletlerinin güçlü bir şekilde toplantıda yer almasını birlik için güçlü bir ifade olarak değerlendirdi. Uluslararası toplumun seferber edilmesinin vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Fidan, savaşın durdurulması, ümmetin tek bir cevap vermesi ve bu cevabın güçlendirilmesi ile uluslararası toplumun seferber edilmesini acil hedefler olarak sıraladı. Gazze halkının açlıkla mücadelesini ve yarım milyondan fazla kişinin açlıkla karşı karşıya olduğunu hatırlattı. Birleşmiş Milletler'in (BM) Gazze Şeridi'nde kıtlık ilan etmesine değinerek, bunun İsrail'in kasıtlı olarak yardımları engellemesinden kaynaklandığını ve İsrail'in savaş suçlarına bir suç daha eklediğini söyledi.

ATEŞKES VE GAZZE'YE İNSANİ YARDIM ÇAĞRISI
Hakan Fidan, İsrail'in askeri operasyonlarının Gazze'de derinleştiğini, yerleşim projelerinin Batı Şeria'da devam ettiğini ve Filistin devletinin devamlılığının tehdit altında olduğunu belirtti. Kudüs'ün aşırıcıların provokasyonlarıyla karşı karşıya olduğunu ve bunun Aksa Camii'nin kutsal statüsünü tehdit ettiğini vurgulayarak acil önceliğin kalıcı bir ateşkes ve Gazze'ye büyük çaplı insani yardım olduğunu dile getirdi. Hamas'ın bu ateşkes planını kabul ettiğini, Katar ve Mısır'ın desteğiyle hazırlandığını ve Türkiye'nin de bu barış çabalarını desteklemeye devam edeceğini açıkladı. Ancak İsrail hükümetinin barış değil, Filistin halkının tamamen silinmesini hedeflediğini, buna izin vermeyeceklerini ve İsrail'in durdurulması gerektiğini vurguladı. Gazze'nin Filistin halkına ait olduğunu ve Gazze'nin hep birlikte yeniden inşa edilmesi gerektiğini belirtti. Filistin devletinin tanınmasının geri dönülemez bir gerçek haline geldiğini, ancak bunun tek başına yeterli olmadığını ve Filistin'in Birleşmiş Milletler'e tam üye olması için bir inisiyatif başlatılması gerektiğini ifade etti. Türkiye'nin bu konuda elinden gelenin fazlasını yapmaya hazır olduğunu sözlerine ekledi.



