Türkiye, Azerbaycan ve Orta Asya ülkeleri arasında son dönemde artan enerji iş birlikleri, Hazar Havzası'nı sadece bir kaynak alanı olmaktan çıkararak Türk dünyası için stratejik bir enerji ekseni oluşturma potansiyeli taşıyor.
ENERJİ PROJELERİ İLE ENTEGRE OLMA HEDEFİ
Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) kaynakları, Trans-Hazar Boru Hattı ve Yeşil Enerji Koridoru projelerinin yalnızca enerji arz güvenliğini sağlamakla kalmayıp, Türk dünyası içinde uzun vadeli siyasi ve ekonomik entegrasyonu da hedeflediğini ifade ediyor. Uzun yıllardır gündemde olan Trans-Hazar Boru Hattı, bu sefer sadece hidrokarbon taşımacılığı ile sınırlı kalmayacak, aynı zamanda yenilenebilir enerji temelli projelerle çok boyutlu bir entegrasyon sürecinin parçası haline gelecek.
YENİ DÖNEMİN BAŞLANGICI
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Hazar'ın doğusundaki hidrokarbon kaynaklarını Hazar'ın batısına taşımak önceliklerimizden biri olmalıdır" diyerek, 30 yıldır konuşulan ancak hayata geçirilemeyen Trans-Hazar Boru Hattı için yeni bir dönemin kapısını araladı. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Özbekistan'ın dahil olduğu enerji iş birliklerine Kırgızistan'ın katılma isteği ise Hazar'ı birleştiren bir enerji havzasına dönüştürme hedefini güçlendiriyor.
YENİ FIRSATLAR VE ÇEVRESEL CAZİBE
Trans-Hazar Boru Hattı'nın geçmişte yaşadığı finansman sorunları ve jeopolitik çekinceler nedeniyle hayata geçemediği günlerde, Avrupa'nın Rus gazına bağımlılığını azaltma çabaları, Türkiye'nin TANAP ve TAP projeleri ile Avrupa'ya uzanan ana gaz koridorundaki merkezi rolü, bu projelerin yeniden mümkün olmasını sağlıyor. Ayrıca, Türkiye ile Azerbaycan arasında Abşeron Sahası'ndan doğal gaz tedarikine yönelik imzalanan uzun vadeli anlaşma, Türkiye'nin doğal gaz portföyünü güçlendirirken Avrupa için yeni bir arz güvenliği kanalı oluşturuyor. Yenilenebilir enerji boyutu da projeye çevresel ve finansal bir cazibe kazandırıyor.


