EKONOMİ
Yayınlanma : 16 Şubat 2026 05:23

Türkiye'nin nadir element potansiyeli: Sadece rezerv değil, teknoloji ve işbirliği de şart!

Türkiye'nin nadir element potansiyeli: Sadece rezerv değil, teknoloji ve işbirliği de şart!
Türkiye'nin nadir element potansiyeli, sadece rezerv büyüklüğüyle değil, aynı zamanda Ar-Ge, teknoloji transferi ve uluslararası işbirliğiyle şekilleniyor. Uzmanlar, küresel yarışta yer almak için yüksek katma değerli üretime odaklanılması

Türkiye, Eskişehir Beylikova'daki nadir toprak elementleri rezervini bu yıl devreye almayı planlarken, uzmanlar ülkenin küresel yarışta yerini sağlamlaştırması için araştırma-geliştirme ve uluslararası işbirliğinin kritik önem taşıdığını vurguluyor.

YÜKSEK TEKNOLOJİ VE FİNANSMAN ENGELİ

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Etem Karakaya, Türkiye'nin nadir elementlerdeki değer zincirine dahil olabilmesi için yüksek teknoloji transferi, büyük ölçekli finansman ve küresel pazarlara erişim gibi yapısal engelleri aşması gerektiğini belirtti. Rezerv büyüklüğünün tek başına stratejik bir güç sağlamadığını, asıl önemli olanın bu elementlerden elde edilecek nihai teknolojik ürünlerin katma değerini artırmak olduğunu söyledi.

STRATEJİK GÜÇ İÇİN TEK BAŞINA REZERV YETMİYOR

Karakaya, nadir elementlerin madencilik aşamasındaki küresel pazar değerinin oldukça düşük olduğunu, ancak bu elementlerden üretilen teknolojik ürünlerin değerinin kat kat arttığını örneklerle açıkladı. Türkiye için asıl sınavın, çevresel sürdürülebilirlik ilkeleriyle uyumlu, yüksek katma değerli üretim stratejileri geliştirebilmek olduğunu vurguladı.

TEKNOLOJİK ALTYAPI VE İŞBİRLİĞİ ZORUNLULUĞU

Prof. Dr. Karakaya, Türkiye'nin nadir toprak elementlerindeki teknolojik altyapısının Çin karşısında yetersiz kaldığına dikkat çekerek, ülkenin ABD, Kanada ve İsviçre gibi ülkelerle işbirliği arayışında olduğunu hatırlattı. Bu işbirliklerinin, elementlerin nihai teknolojik ürünlere dönüştürülmesi hedefi için büyük önem taşıdığını, ancak mevcut yapısal engellerin bu hedeflere ulaşmayı zorlaştırdığını ifade etti. Eskişehir'deki rezervin büyüklüğü konusundaki tartışmalar ise devam ederken, akademik çalışmaların bu yataklardaki nadir toprak oksit oranının yüzde 0.2 ile yüzde 2 arasında değiştiğini gösterdiği belirtildi.